Meral Akşener: Gezi bir duruş, bir direniştir

İyi Parti Lideri Meral Akşener, grup toplantısında partililere seslendi.

Gündeme yönelik değerlendirmeler yapan Akşener, Gezi davasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Davada Osman Kavala’nın tutuklanmasına yönelik alınan kararı eleştiren Akşener, Gezi’nin bir direniş olduğunu ifade etti.

“Gezi bir duruş, bir direniştir”

Olaya ilişkin görüşlerinde açıklamalarını sürdüren Akşener, “Gezi; başlangıcından, Bay Kriz’in, türlü provokasyon ve müdahalelerle, rayından çıkarmasına kadar geçen süreçte;ülkücüsünden solcusuna, dindarından sekülerine, kadınından erkeğine, gençlerimizin, o dönem, yaklaşık 10’uncu yılında olan, müstemleke rejimine karşı sergilediği, bir duruş, bir direniştir.” dedi.

“Bu direniş, çaresizlere ümit olmuştur”

Akşener’in Gezi’ye yönelik açıklamalarında şu ifadeler yer aldı:

“27 Mayıs 2013 tarihinde, İstanbul’da ağaçların sökülmesiyle başlayan olaylardan bugüne, 9 yıl geçti.

Bu 9 yıllık sürecin, her bir anı, müstemleke valisi gibi, ülke yöneten bir zihniyetin kararları, ve sömürge şirketi gibi, ülke yağmalayan bir rantiye oligarşisinin, uygulamalarıyla geçti.

Türk gençlerinin bu direnişi, Ak Parti’nin, FETÖ ile el ele verip, milli egemenliğimize kastetmesine karşı yapılmıştır. Bu direniş, çaresizlere ümit olmuştur. Cumhuriyetimizi, tek bir adama mahkûm etmek isteyenlere karşı, adeta bir duvar olmuştur. Ve o duvar, Sayın Erdoğan ve avaneleri eliyle, rayından çıkartılana kadar da, dimdik durmuştur.

“Gezi, Türk gençliği için yalnızca bir proje değildir”

Gençlerimiz, uğruna ölecekleri vatanları, Sayın Erdoğan’ın inşaat baronlarına, peşkeş çekilmesin diye; gurur duydukları devletleri, bir grup meczubun elinde parçalanmasın diye; çok sevdikleri Türk Milleti’nin geleceği, tehlikeye düşmesin diye; bu direnişi gerçekleştirmiştir.

Bu yönüyle Gezi direnişi, Türk Gençliği için, yalnızca bir protesto değildir. Aynı zamanda, millî şuurun da, ayağa kalkmasıdır. Atalarından aldıkları yetkiyle, derde düşen milletin, gözünü açma mücadelesidir. Kafa yapısı, özgürlüğe, milli birliğe, hukuk devletine, gönlü de, vatan sevgisine yabancı olan Sayın Erdoğan’ın, Gezi direnişine, iyi gözle bakmasına imkan yoktur. Bu sebeple, “Gezi” kelimesinden hep korkmuştur. Bu sebeple, rayından çıkartmak için, elinden geleni yapmış ve başarmıştır. Bu sebeple, bugün bile, âdeta yemin etmiş gibi, şahsi bir intikam kovalamaktadır.”


Osman Kavala’nın tutuklanması

Aradan geçen 9 yılın sonunda, geldiğimiz noktada; bugün, milletimizin her bir ferdinin, çeşitli bahaneler ve keyfi kararlarla, düşman ve hain ilan edildiği; siyasetin, farklılıkların ve her türlü düşüncenin, bir fare tuzağına hapsedildiği; millet ve memleket soyulurken, garibanın, kuru ekmeğe mahkum edildiği; adına da, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen, bir istibdatın içindeyiz.

Ama bilinmelidir ki; hiçbir gayrimeşruluktan, yasallık türetilemez. Akıl ve vicdan sahibi, hiçbir Türk evladı, istibdata boyun eğmez. Şanlı tarihimizin, her dönemi, “Yaşasın Hürriyet, Kahrolsun istibdat!” diye haykıran, cesur vatan evlatlarıyla doludur.

Nitekim dün, “Saray Tiyatroları” eliyle galası yapılan, Osman Kavala davası, toplum vicdanına ve millet varlığına hançer vuran,binlerce yargı trajedisinden, sadece bir tanesidir. Yasama ve yürütmenin yanında, yargı yetkisinin de, saraydaki şımarıkların, nargile masalarına çerez edildiğinin, bir başka önemli kanıtıdır.

Sayın Erdoğan, aklınca, aylarca üst perdeden beylik laflar ettiği, rahip Bronson davası ile, neredeyse kendisini, savcı ilan ettiği, Kaşıkçı davasında, milletin yargı egemenliğini, alenen ve utanmadan satmasının, sadakasını vermiştir.

“Türk modernleşmesinin önünde her zaman engeller olacak”

Çünkü Osman Kavala, mevcut yasalarla, zaten aklanmış, mahkeme bile bunu kabul etmiştir. Bugün meselemiz; milletimizin her bir ferdinin, kısıtlanamaz, devredilemez, engellenemez temel haklarının, hürriyetlerinin, insanca yaşama arayışının, ve buna dair umut ve hayallerinin elinden alınmasıdır.

Bugün meselemiz; iktidar araçları ve devlet organları eliyle, paramparça edilen, yabancılaştırılan, mayası ve özü değiştirilen, 1920 yılında, bu çatı altında birleşmiş bir millet ile, onun vatanını ve devletini, bu ucube zihniyetten kurtarma meselesidir. Bugün meselemiz; istibdat karşısında, hürriyet için dik durabilme meselesidir. Çünkü, 1908’de istibdata karşı koyan ruh neyse, Gezi de odur. 31 Mart’ta, meşrutiyeti yıkmaya kalkışan darbecilerin, karşısında duran irade neyse, Gezi de odur. Demokrasi için seferber olan, o günün Türk Gençleri neyse, ağacına, parkına ve heykeline sahip çıkan, Gezi’deki Türk Gençleri de odur. Türk modernleşmesinin önünde, her zaman engeller olacak. Her devirde, mutlaka yeni Derviş Vahdeti’ler çıkacak. Her devirde, bizi bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahlarımız olacak.”

Related Posts

Türkiye’nin en sevdiği balık belli oldu

Balık sezonunun başlamasıyla birlikte birbirinden lezzetli balık çeşitleri de sofralara dahil olmaya başladı. Areda Survey ‘En çok tercih …

İstanbul’da TEM Otoyolu’n zincirleme kaza: 8 yaralı

Otoyolun Sancaktepe mevkisinde Samandıra Gişeleri tarafında seyreden 34 TES 65 plakalı taksinin kaputunun açılması üzerine şoför H.Ö. frene …

Ortaköy’deki silahlı atakta 5 kişi tutuklandı

İstanbul Ortaköy’de ünlü bir cümbüş yerine giden biri bayan 3 kişi, kapıda çıkan tartışma sonrası sayıları 10’u bulan ekip elbiseli güvenlik …

Yer: Antalya… Ölen çalışanın cenazesi kalkmadan işe devam ettiler

Kepez’de bir beton firmasında çalışan Nusurettin Akçay, beton mikserinin direksiyonunda kalp krizi geçirdi. Denetimden çıkan mikser, park …

Çanakkale’de koyun- keçi panayırı

Bayramiç’in ilçesinin kapalı pazar yerinde düzenlenen 1’inci Koyun Keçi Panayırına birçok üretici ve vatandaş katıldı. Panayır, Bayramiç …

Tekne faciasının bilançosu ağırlaşıyor

Suriye açıklarında Çarşamba günü battığı belirlenen göçmen teknesindeki 77 kişinin cesedine ulaşıldı. Yetkililer ölü sayısının çok daha fazla …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.