Ermenistan’da seçimler, 7 Haziran tarihinde, Rusya’nın belirleyici etkisi altında gerçekleştirilecek. Başbakan Nikol Paşinyan, Avrupa ile daha yakın bir ilişki kurma vaadiyle yeniden seçilmek istiyor. Ancak, ülke, tarihsel olarak Rusya’nın ekonomik baskısı altında kalmış durumda. Üç milyonluk nüfusuyla Ermenistan, uzun yıllar boyunca Rusya’nın etkisi altında kalırken, son dönemde Avrupa ile daha fazla etkileşime girmeye çalışıyor. Bununla birlikte, en büyük ticaret ortağı olan Rusya ile ilişkilerini tamamen koparması mümkün görünmüyor. Bu durum, Paşinyan’ı Rusya’nın siyasi dinamiklerinin odak noktası haline getirdi. Şu anda, Ermenistan lideri, Rusya ve Avrupa arasında bir denge kurmaya çalışırken, seçim sonuçlarını da merakla bekliyor.
Paşinyan’ın rakipleri, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğinde çeşitli ittifaklar oluşturdular. Koçaryan’ın önderlik ettiği Ermenistan İttifakı, Paşinyan’a karşı önemli bir muhalefet oluşturuyor. Diğer bir eski lider Serj Sarkisyan’ın Cumhuriyetçi Partisi ise bu seçimde aday göstermemeyi tercih etti, ancak destekçilerini mevcut başbakan aleyhine oy kullanmaya teşvik ediyor. Her iki eski lider de Ermenistan’ın güvenliği için Rusya ile askeri ilişkileri yeniden kurmanın gerekliliğini savunuyor. Paşinyan’ın en büyük rakibi ise Rus yatırımlarıyla zenginleşen milyarder Samvel Karapetyan. Karapetyan, hükümeti devirmeye teşebbüs suçlamasıyla ev hapsinde bulunuyor ve seçim kampanyasını yeğeni aracılığıyla yürütüyor. Son anketler, Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi’nin yüzde 32 oranıyla önde olduğunu ortaya koyuyor; ancak seçmenlerin yaklaşık yüzde 40’ı siyasi figürlere güvenmediğini belirtiyor. Muhalefet adaylarının birleşmesi durumunda Paşinyan’a daha fazla zorluk çıkartabilecekleri düşünülse de, mevcut siyasi bölünmeler onun yeniden seçilme olasılığını artırıyor.
Paşinyan, 2018’de iktidara geldiği günden itibaren ülkesini Moskova’nın etkisinden uzaklaştırmaya çalıştı. Avrupa Birliği’ne katılım sürecine yönelik adımlar atarak, Azerbaycan ile barış müzakerelerini hızlandırmış ve ABD aracılığıyla bir anlaşma sağlamıştır. Bu hamleleri, ona ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini kazandırdı. Paşinyan, Erivan’da AB liderleri ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski gibi önemli isimlerle bir araya geldi. Ne var ki bu olumlu adımlara rağmen, halk desteği önemli ölçüde azaldı. 2021 yılında yüzde 54 olan destek oranı, günümüzde yüzde 30 seviyesine geriledi. Bu düşüşün en büyük sebebi, Karabağ’ın Azerbaycan tarafından ele geçirilmesi olarak gösteriliyor. Muhalefet, Ermenilerin Karabağ’dan çekilmesini “barış için verilen tavizler” olarak değerlendiriyor ve bu nedenle Paşinyan’a karşı ciddi bir öfke besliyor. Azerbaycan ile yapılan barış anlaşması da toplumda ciddi bölünmelere yol açtı; anketler, halkın yüzde 44’ünün anlaşmayı desteklediğini, yüzde 41’inin ise karşı çıktığını gösteriyor.
Seçim süreci, üzerinde Moskova’nın etkisinin ağır bastığı bir ortamda gerçekleşiyor. Vladimir Putin, geçen ay yaptığı açıklamada, Ermenistan’ın Batı ile yakınlaşmasının getireceği ekonomik kayıpları sıraladı. Putin, Ukrayna krizinin de AB üyeliği çabalarıyla başladığını vurguladı. Bu açıklamaların ardından, Rusya, seçim öncesindeki iki hafta içerisinde Ermenistan’a yönelik çeşitli ürünlerin ithalatını yasakladı. Ülkenin en büyük ticaret ortağı olması nedeniyle, Rusya’nın bu hareketi Ermenistan ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir. Ermenistan, Rusya’dan bin metreküp gazı 177,50 dolardan temin ederken, Avrupa’daki fiyatlar 600 doları geçiyor. Putin, mayıs ayı sonunda Paşinyan’a çağrıda bulunarak, Avrupa Birliği ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında acil bir referandum yapılmasını istedi; ancak Paşinyan bu meydan okumayı geçiştirdi. Ermenistan’ın henüz AB adaylık statüsü dahi bulunmuyor ve üyelik süreci oldukça uzakta görünüyor. Paşinyan, bu konuda “Avrasya Ekonomik Birliği çatısı altında çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu üyelik ile AB arasında bir tercih yapılması gerektiğini düşünüyorum.” şeklinde bir açıklama yaptı.